16 Eylül 2010 Perşembe

Sana büyük bir sır söyleyeceğim

Sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
zaman kadındır gönlü çelinsin ister zaman
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu
hazzın ötesinde taşındı sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim...

Louis aragon



#2062549 paylaş şikayet et

5 Ekim 2009 Pazartesi

Tüm aşklar bir gün bitecek...

senden başka çektiğim dert kalmadı
çektiklerim bana hiç ders olmadı
verilecek bir hesabım kalmadı
git, ellere yar ederim seve seve, seve seve
ben seni seve seve...

kimse seni sevmeyecek
benim kadar, bu bir gerçek
ister kul ol ister köle
tüm aşklar bir gün bitecek...

kaybolunca ertafından insanlar
anlarsın yalnız kalanlar ne yapar
lüzumsuz bir aşk içinmiş tüm bunlar
git, ellere yar ederim seve seve, seve seve..
Ben seni seve seve

15 Ocak 2009 Perşembe

Memleketimi seviyorum

Memleketimi seviyorum
çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.
hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tutunu gibi.

memleketim:
bedreddin, sinan, yunus emre ve sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendimden bile gizleyerek
sarkık bitikleri altından gülen halkımın eseridir.

memleketim
memleketim ne kadar geniş:
dolaşmakla bitmez tükenmez gibi geliyor insana.
edirne, izmir, ulukışla, makas, trabzon, erzurum.
erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
toroslardan bir kere olsun geçemedim diye
utanıyorum.

memleketim:
develer, tren, fora arabaları ve hasta eşekler,
kavak, söğüt ve kırmızı toprak.

memleketim.
çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz gümüş derisinde kızıltılarla
bolu'nun abana golünde yüzer.

memleketim:
ankara ovasında keçiler:
kumral, ipekli, uzun kürklerin parıldaması.
yağlı, ağır fındığı giresun'un
al yanakları mis gibi kokan amasya elması,
zeytin, incir, kavun ve renk salkım salkım üzümler
ve sonra kara saban
ve sonra kara sığır:
ve sonra: ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinci ile kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yari aç, yari tok
yari esir..."

Nazım Hikmet RAN

5 Ocak 2009 Pazartesi

birgün sende anlayacaksın..

Kalabalıklardan kaçıp,
dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın!
işte o an özleyeceksin, eski sevgilini değil,
pili bitmiş oyuncak ayını..
yanından ayırmadığın saflığını..
sen de birgün anlayacaksın
dizlerini karnına kadar çekip,
çocukluğuna ağlayacaksın..
o küçük kız çocuğu değilsin artık..
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana,
benzemeyecek bazı erkeklerin gözleri..
ve özleyeceksin kendini.
o küçük kız çocuğu değilsin artık..
ama birgün sen de anlayacaksın
kenarları dantelli elbisesiyle,
saçlarını özene bezene
yanlara ördüğün bez bebeğini
nereye koyduğunu, hatırlaman gerektiğini..

ölü yağmur damlaları...

Çok küçüktüm
yaş en fazla on veya on iki
yağmur yağmıştı
pencerenin önünde sanki birine bakar gibi
saatlerce izledim yağmuru...
her damlasını..
sonuna kadar takip etmek isterdim hep yağmur damlalarını
ama tam yere düşecekken
kafamı sağa veya sola çevirirdim
görmek istemezdim
yağmur damlasının son yolculuğundaki darbesini
asfaltlarda ölü yağmur damlalarını topladım..

17 Aralık 2008 Çarşamba

HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN

Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Ahmed Arif

18 Eylül 2008 Perşembe

Ben Sana Yanarken

Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni

'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede
üşüyorsun'

Ceyhun YILMAZ

Hayat

Hayat
Yeni bir yolculuk daha!.