17 Aralık 2008 Çarşamba
HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...
Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...
Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.
İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...
Ahmed Arif
18 Eylül 2008 Perşembe
Ben Sana Yanarken
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni
'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede
üşüyorsun'
Ceyhun YILMAZ
17 Eylül 2008 Çarşamba
Bu Alemde Kral Tanımam!

| Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken Ben hergün azraillen dans ediyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen sıcak yatağında rahat uyurken Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa Bende seni o kadar çok seviyorum.. Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..! |
Yılmaz Güney |
11 Ağustos 2008 Pazartesi
Sevgi

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım...
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış.
kendi yolumu çizdiğimde anladım…
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım...
yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
acı doruğa ulaştığında; gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
neden hiç ağlamadığını anladım…
ağlayanı güldürebilmek,
ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım...
bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş.
çok acıttığında anladım...
fakat, hakedermiş sevilen
onun için dökülen her damla gözyaşını.
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım...
yalan söylememek değil,
gerçeği gizlememekmiş marifet.
yüreğini elime koyduğunda anladım...
“sana ihtiyacım var, gel !” diyebilmekmiş güçlü olmak.
sana “git” dediğimde anladım...
biri sana “git” dediğinde,
“kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek.
git dediklerinde, gittiğimde anladım...
sana sevgim, şımarık bir çocukmuş,
her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
özür dilemek değil,
“affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım...
ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...
ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım...
sevgi emekmiş
emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
Can Yücel
Mapushane içinde
bayramdan bayrama da a canım çalınır sazlar
kiminin annesi ağlar kimine kızlar
böyle de düştüm zindana yanar yanar ağlarım
demir de parmaklıktan a canım bakar döner ağlar.
mapushane içinde mermerden direk
kimimiz onbeşlik a canım kimimiz kürek
idam cezasına dayanmaz yürek
böyle de düştüm zindana yanar yanar ağlarım
demir de parmaklıktan a canım bakar döner ağlar.
22 Haziran 2008 Pazar
Arkadaşım badem ağacı

sen ağaçların aptalı
ben insanların
seni kandırır havalar
beni sevdalar
bir ılıman hava esmeye görsün
düşünmeden gelecek karakış...
açarsın çiçeklerini...
bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
bir güler yüz bir tatlı söz..
açarım yüreğimi hemen
yemişe durmadan çarpar seni karayel
beni karasevda
hemde bilerek kandırıldığımızı
kaçıncı kez balanmışız bir olmaza
koo desinler bize şaşkın
sonu gelmesede hiç bir aşkın
acalım yinede çiçeklerimizi
senden yanayım arkadaşım
havanı bulunca aç çiçeklerini
nasıl açıyorsam yüreğimi
belki bu kez kış olmaz
bakarsın sevdan düş olmaz
nasıl vermişsem kendimi son sevdama
vur kendini sende bu güzel havaya
Aziz Nesin
Vurulduk ey halkım, unutma bizi!

Dağ gibi, kara yağız birer delikanlıydık. babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık,
vurulduk ey halkım, unutma bizi!
yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. işkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. isteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren senetler gibi kullanırdık. mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. bizleri yok etmek istediler hep.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi!
fidan gibi genç kızlardık. hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi. utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi!
ölümcül hastaydık. bağırsaklarımıza düğümlenmişti. hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duyularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. vicdan sustu. hukuk sustu. insanlık sustu.
göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi!
kanserdik. ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. uydurma davalarla kapattılar hücrelere. hastaydık. yurt dışına gitseydik kurtulurduk belki. bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi!
giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük. ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük. istanbul'daki, ankara'daki işçiler, sizin için öldük. adana'da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi!
bağımsızlık, mustafa kemal'den armağandı bize. emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi!
yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler. ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze. kurtuluş savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. bir kez dinlemediler bizi. bir kez anlamak istemediler.
vurulduk ey halkım, unutma bizi!
henüz çocukluğumuzu bile yasamamıştık. bir kadın eline değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. içimiz titremedi hiç. mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere...
asıldık ey halkım, unutma bizi!
bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına. batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi!
bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi!
bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi!
özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi, untuma bizi...
Uğur Mumcu
2 Haziran 2008 Pazartesi
Son Bakış!..

bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedilişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedilişler
bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Aysel Gürel (Erdal Eren için yazmıştır)
1 Haziran 2008 Pazar
SEVGİ DUVARI

Sevgi Duvarı
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can YÜCEL
29 Mayıs 2008 Perşembe
Sen!...
Bir dilin bütün sözcüklerini
kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak
hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı
payımıza düşen.
Payıma düşen her şeyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı sana
benziyordu. Su olsan; dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din.
Gidilecek bir yer olsan sonun olurdu, sonu olmayan bir "şey"din. Uykuda
görülecek bir rüya olsan uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir
"şey"din. Düşün ki bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü
kalmış onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen. Seni düşündükçe yoruluyorum
desem, dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok. Bugünden yarına ne kalır
bilmem ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi. Bana hep kendimi
hatırlatan bir "şey"sin sen. Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil
yarın gibi bir "şey"sin sen. Gecenin en karanlık yerinde, küçücük bir ışık
bile olsan yine de istiyorum seni. Bugün her ölümle biraz ölürken, seni
düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört
iklim, köşe bucak... Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok. Bir kentin
ortasında tek başına kalsam da çığlık çığlığa bağırarak söylerim seni
sevdiğimi. Bir tek benim sevgimle yaşasa da bu sevda seviyorum seni. Sensiz
dallarımı yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız olurum. Kalabalığın ortasında
bile fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi bir "şey"sin sen o limandaki
tek yolucu da ben
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Rüzgar
başını dizime yaslar
öylece uyur, yağmur çiseler
damla damla gözyaşlarında
rüzgarı dinlenir kuytuda
ölüm ya da ayrılık
farkeder mi söyle sensiz
rüzgar ol uğulda özgürlüğünle
ne olur durma gözyaşlarınla
bugünden kal yarınlarıma
rüzgar uğultusunu hapsetmiş
içten içe esiyor
rüzgarın sesi kesilmiş gibi
ağaçlar kuytularda
sessizce hışırdıyor
rüzgar bir sır gibi
zamanını bekliyor...
Değişik

baska turlu bir sey benim istedigim
ne agaca benzer ne de buluta
burasi gibi degil gidecegim memleket
denizi ayri deniz havasi ayri hava
nerde gorduklerim nerde o bekledigim
rengi baska tadi baska
bir baska yolculuk dalindan dusmek yere
yasadigindan uzun
bir tatli yolculuk dalindan inmek yere
agacin yuksekligince dalin yuksekligince
ruzgarda
ve bir yeni omur vardigin cimen yesilligince...
baska turlu bir sey benim istedigim
ne agaca benzer ne de buluta
burasi gibi degil gidecegim memleket
denizi ayri deniz havasi ayri hava
nerde gorduklerim nerde o bekledigim
rengi baska tadi baska...
Can Yücel
26 Mayıs 2008 Pazartesi
40 Adımda Adana Erkeği
02. Adana Erkeği, Amerika'ya da gitse, Adanalıdır. "cool" değildir,"guul"dur.
03. Adana Erkeği, attığı golden sonra, tribünlere koşup edep yerlerini göstermez. Gösterse de, gerisini getirir. Kılıç kından çıktı mı, kan akmak zorundadır.
04. Adana Erkeği, 23 Nisan resepsiyonunu protesto etmez; gider, aslanlar gibi yer içer, üst düzey yöneticilerle halayını çeker, şarkılar türküler söyler, ortamı şenlendirir.
05. Adana Erkeği, yurtta ve dünyada olan biten tüm gelişmelerden haberdardır. Gerektiğinde tavrını koyar;Allah-kitap indirir.
06. Adana Erkeği de insandır.Hatalar yapabilir. Hoş görmek lazım.
07. Adana Erkeği, parasını kaybeder, neşesini kaybetmez.
08. Adana Erkeği, içince güzelleşir.
09. Adana Erkeği, brokoli neyin sevmez
10. Adana Erkeği, bu yazıya en derin saygılarıyla çay ve ihtiyaç molası verir.....
devam ediyoruz;
11. Adana Erkeği, Boğaz Köprüsü'nde intihar show'u yapmaz
12. Adana Erkeği, Adana'dan başka yerde yaşayamaz
13. Adana Erkeği, bir "zort" çekse karşıki dağlar yıkılır.(bknz Deli hüseyin)
14. Adana Erkeği, her hatasında, geçerli mazeretler bulur
15. Adana Erkeği, bir oturuşta bir büyük rakıyı içer, bana mısın demez. (Hele de, bir büyük rakıyı on Adana Erkeği paylaşmışsa)
16. Adana Erkeği,acı bir gurbet türküsü gibidir
17. Adana Erkeği, havalansın ve ayakları koku yapmasın diye,ayakkabının fortuna basar.(empati)
18. Adana Erkeği, iyidir... Dışardan bakıldığında,farklı görünse de... Gurban olsunlar..
19. Adana Erkeği, banyo fantezisi esnasında, şofbenden sızan gazla zehirlenip, gazetelerin üçüncü sayfasına çıkmaz
20. Adana Erkeği de sevebilir ama bunu asla sevdiğine söylemez...
21. Adana Erkeği, sol eli camdan dışarı sarkmış halde, sağ eliyle aynı anda, hem vites değiştirir, hem teybin sesini kısar ,hem aynayı düzeltir, hem de sol sinyal verir(!), hem de direksiyon tutabilir.
22. Adana Erkeği, şampuana ayrı, saç kremine ayrı zaman harcamaz. Yıkar(!), çıkar.
23. Adana Erkeği, Bordeaux erkeğine, her konuda 100 basar (İnanmayan denesin, görsün).
24. Adana Erkeği globalleşmeye karşıdır. Küre sözcüğü, yanlış anlamalara sebebiyet verebilir. Bizi bozar.
25. Adana Erkeği pavyon alemini sevmez. Kompozisyonu tamamlamak için pavyona gider.
26. Adana Erkeği, dayak yiyeceğini bilse bile, her türlü kavgaya karışmaktan çekinmez.
27. Adana Erkeği, yangın durumunda, ilk kurtarılacak eşya olarak mangal'ı görür.
28. Adana erkeği turuncu rengi sevmez.
29. Adana erkeğini Adana’dan çıkarabilirsiniz ama Adana’yı Adana Erkeğinin içinden asla...
30. Adana erkeği, hijyen ve gizliliğe önem verir.
31. Adana erkeği top oynayacaksa allah kitap indirir,onlarla oynar.
32. Adana erkeği sadakate önem verir.Yanlış yapmaz,yapana acımaz.
33. Adana erkeği küfretmez;lütfeder.
34. Adana erkeği arkadan konuşmaz,olay çıkarma pahasına yüzüne konuşur,tükürür.
35. Adana erkeği, kuşa "guş" der.
36. Adana erkeği Mado’ya girmez,dışardan geçerken içeriyi kesmeyi ihmal etmez.
37. Adana erkeği tövbe etmez,etmiş olsa bile yine yapar.
38. Adana erkeği romantiktir.Sevdiğine çiçek alacaksa ordan burdan kopartmaz,efendi gibi parasını verir,alır.
39. Adana erkeği bir arkadaşı araba aldığında beysbol sopası,ev aldığında yaldızlı at nalı,bilgisayar aldığında web cam,evlendiğinde beşi biyerde,doğum gününde çerçeve,yılbaşında kırmızı iç çamaşırı alır.Arkadaşı için masraftan kaçmaz.
40.
Adana erkeği
ADANA DEMİRSPOR’ludur.İstisnalar kaideyi bozmaz.
Ne ararsin tanri ile aramda!..
Sen kimsin ki orucumu sorarsin?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Basi açiga niye türban sorarsin?
Raki, sarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararim, içerim.
İkimiz de gelsek kildan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip Atatürk'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet
İsgaldeki hali sakin unutma.
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çikardin amma
Baban kimdi bilemezdin serefsiz
MÜCADELEMİZ SONUNA KADAR DEVAM EDİCEKTİR!!
ADANALI'yik
Süper bir yazı : -))))
Eger "regülatör" dendiğinde akliniza elektrikli ev aletlerinin disinda bir yer ismi geliyorsa,
"Kanal Kokusu" nedir biliyorsanız.
Barajyolu 5,5 ve 6,5 durak kavramlari size bir şey ifade ediyorsa,
"Kirve", "Teker", "Kıyma" gibi kavramlari kullaniyorsanız,
"Şırdan" kelimesi size bir seyler hatirlatıyorsa,
"Bici Bici","Mumbar", "Lagos" nedir, biliyorsanız,
Konuşurken arada bir diliniz istemeseniz de "geliyür" "gidiyür" "gelek" "yapak" "edek" şeklinde sürçebiliyorsa,
Gördüğünüz her camii Sabancı Camii ile kıyaslıyorsanız,
Kavşakta kırmızı ışık altında beklemek ve karakış nedir bilmiyorsanız,
Kar görmek için Pozantı'ya yada Çamlıyayla'ya gittiyseniz,(tisörtle)
Zurna duyduğunuzda içiniz ciz edip kalkip oynayasiniz geliyorsa
"Bici - Bici" nin aslında çocuklara söylenen banyo kelimesi olmadığını çok da lezzetli olduğunu düşünüyorsanız,
Nevruz denince sokaklarda açılan ateşler aklınıza geliyorsa,
Sıcaktan bayılıyorsanız,
Çoban Dede'den manzaraya baktıysanız,
Baraj Gölünde yüzer evlere girdiyseniz,
Her yıl Ağustos sonunda Sevgi Adasına arabayla gidiyorsanız
Hiçbir zaman bir yere geç kalma korkusu yaşamadıysanız
İnsanlar size bir dövecek gibi bakıyorsa
Hayatınızın önemli bir bölümü itimat minibüslerinde geçtiyse
Nisan-Ekim ayları arasında hafta sonlarını Arsuz,Karataş,Çamlıyayla,Tekir,Erdemli,Mezitli, Kız Kalesi nde geçiriyorsanız,
Çocukken Çakmak Caddesinde kaybolduysanız
Babanız "Biz çocukken külotla kanala girerdik" hikayeleri anlatıyorsa
Bir kere bile Tatlıcı Fehmi önünde buluşup sinemaya gittiyseniz
Adnan Menderes Caddesine "Sahil Yolu" diyorsanız
Gazipaşa ve Ziyapaşa size tarih kitaplarını hatırlatmıyorsa
Otobüste size biletini veren kişi karşılığında para almamakta israr ediyorsa
Yolda biriyle çarpışınca kendi hatanız olmasına rağmen reflex olarak kafayı çakıyorsaniz
"Kıyma" denince aklınıza adana kebap geliyorsa
Ortaokula giden oğlunuzun okul arkadaşını dövmesi sizi rahatsız etmiyorsa
Evinize enfazla 100 m. uzaklıkta bir Yonca market varsa
Başka bir şehire gittiğinizde o şehirde yaşayanlara acıyorsanız
Uzakta iken "Ahh şimdi Adana'da olak" diyorsanız
SIZ ADANALISINIZ.
25 Mayıs 2008 Pazar
Yaşar KEMAL ile Orhan PAMUK arasındaki 13 fark!...

BİR: Orhan Pamuk "Tek parti döneminde devletten ihale alma imtiyazını yaşayarak zengin olmuş" bir babanın talihli çocuğudur. Yaşar Kemal ise anacığının iç gömleğine diktiği bozuk paralarla 15 yaşında İstanbul’a gelip üç ay Gülhane Parkı’nda yatıp kalkarak alışmıştır İstanbul’a...
İKİ: Orhan Pamuk "içi kitaplarla dolu bir evde" büyümüştür. Yaşar Kemal ise içi masallar, destanlar ve ağıtlarla dolu bir evde...
ÜÇ: Orhan Pamuk "yazı", Yaşar Kemal "söz"dür.
DÖRT: Orhan Pamuk’un bir "ağabey kompleksi" vardır, hálá hesaplaşmasını tamamlayamadığı... Yaşar Kemal’in ise bir "Çukurova kompleksi" vardır ama bu kompleksinden memnundur.
BEŞ: Yaşar Kemal, Çukurova’nın bütün dağlarını, taşlarını, kuşlarını, ağaçlarını, çiçeklerini sular seller gibi bilir... Orhan Pamuk ise soğuk kış geceleri can sıkıntısıyla dolaştığı İstanbul’un "kara sokakları"nı...
ALTI: Orhan Pamuk romanına malzeme toplamak için bir çılgın gibi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne vurur kendini. Yaşar Kemal ise ağıt toplamak için halkın arasına.
YEDİ: Orhan Pamuk ilham gelmesi için evinin salonunda volta atar. Yaşar Kemal ise eski bir alışkanlığı sürdürür, yani "mahpushane voltası" atar.
SEKİZ: Orhan Pamuk bir cümle yazar, okur beğenmez, yırtıp atar, sonra yeniden yazar. Yaşar Kemal ise vurur daktilonun tuşlarına savaşır gibi. Gürül gürül yazar, bir de bakar ki 40 destan sayfası çıkmıştır temizinden.
DOKUZ: Yaşar Kemal "Katip arzu halim yaz yare böyle" dizesinde işaret edilen arzuhalcilik mesleğinden tüpçülüğe kadar her türlü işe girip çıkmıştır. Orhan Pamuk ise hayatı boyunca çalışmak zorunda kalmamıştır.
ON: Orhan Pamuk AB’ye şimdiden girmiş bir Nişantaşı’dır, Yaşar Kemal ise halis muhlis bir Anadolu.
ON BİR: Yaşar Kemal kitapları yabancı dile zor çevrilir. Çevrilince de değerinden çok şey kaybeder. Orhan Pamuk kitapları ise yabancı dilde daha iyi durur.
ON İKİ: Orhan Pamuk’a kasmak ve gerginlik yaratmak acayip yakışır... Yaşar Kemal’e ise "ağız dolusu sövmek" şahane bir hava katar.
ON ÜÇ: Orhan Pamuk, "içindeki manevi boşluğu doldurmak" için edebiyatı seçmiştir. Yaşar Kemal ise "içindeki manevi doluluğu boşaltmak" için.
Ve Son olarak Biri KÖR diğeri ise NANKÖR dür!...
Ahmed Arif kimdir?
1927 yılında diyarbakır'da doğdu, 2 haziran 1991 tarihinde ankara'da öldü. ortaöğrenimini diyarbakır lisesi'nde tamamladı. ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesi felsefe bölümü öğrencisi iken 1950'de türk ceza yasası'nın (t.c.k.) 141. maddesine aykırı davranmak savıyla, 1952'de gizli örgüt kurma savıyla iki kez tutuklandı, yargılandı ve 2 yıl hüküm giydi. cezaevi günleri sona erince ankara'daki gazeteler ve dergilerde teknik işlerle uğraşarak yaşamını kazandı.toplumcu gerçekçi şiirimizin ustalarındandır. yaşadığı coğrafyanın duyarlılığı ve halk kaynağındaki sesini hiç yitirmeden, lirik, epik ve koçaklama tarzını kusursuz bir kurguyla kullanarak, özgün, tutkulu, müthiş ezgili çağdaş şiirler yazdı.
Hasretinden Prangalar Eskittim
Dipsiz kuyulara."
Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmez,
Kahpe yalana.
Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana,
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmed Arif
Ay Karanlık
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi.
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...
Ahmed Arif
Akşam Erken İner Mapushaneye
Dostluk da, düşmanlık da."
Akşam erken iner mahpushâneye
Ejderha olsa kâr etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun,
Kâr etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.
Akşam erken iner mahpushâneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe
Karşıda duvar dibinde.
Üç dal gece sefâsı,
Üç kök hercai menekşe...
Aynı korkunç sevdâdadır
Gökte bulut, dalda kay'sı.
Başlar koymaya hapislik.
Karanlık can sıkıntısı...
Kürdün Gelini'ni söyler maltada biri
Bense voltadayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
Gülünç, acemi, çocuksu...
Vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada.
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz, halbuki,
Geçer süngüler namluya.
Başlar gece devriyesi jandarmaların...
Hırsla çakarım kibriti...
İlk nefeste yarılanır cigaram,
Bir duman alırım, dolu.
Biliyorum, "Sen de mi?" diyeceksin,
Ama akşam erken iniyor mahpushâneye.
Ve dışarda delikanlı bir bahar,
Seviyorum seni,
Çıldırasıya...
Ahmed Arif
İlginç Bilgiler!....
NEDEN SÜREKLİ ESNERİZ?
Neden ağzımız kurur, gözümüz seğirir ve midemiz guruldar ?
İşte yanıtları.
Vücudun günlük hayatta verdiği çok basit belirtiler aslında bazı hastalıkların belirtisi
İngiliz Tıp Uzmanı Egan’ın kitabında bu belirtiler “vücudun alarm sinyalleri”
SAĞLIK konularında araştırmaları ve kitaplarıyla tanınan İngiliz Tıp Uzmanı Jacqueline Nardi Egan, insan vücudunun verdiği tepkilere göre pratik bir teşhis kitabı yayınladı. İşte vücutta görülen sorunlar, sebepleri ve pratik çözümler:
Aşırı derecede ince saçlar: Protein ve demir eksikliğiniz var.
Saçlarda beyazlama: Alyuvarlarınızda azalma var. B12 vitamini takviyesi yapın.
Aşırı derecede saç dökülmesi: Stres, fiziksel travma ve ameliyat sonrasında normaldir. Bakteriyel enfeksiyon geçirirken de saçlar çok dökülebilir. Yaşlılıktan da kaynaklanır ama çok fazla mayonez veya çiğ yumurta tüketiyor olabilirsiniz.
Kuru saçlar: Tiroid bezlerinizin iyi çalışmadığı anlamına gelir.
Gözlerin altında çöküntü: Uykusuzluktan kaynaklanır. Ama egzama ve alerjide de gözlerin altı kararır.
Göz çevresinde sarılık ve derinin büyümesi: Kötü kolesterolün veya yüksek kolesterolün habercisidir. Ayrıca kalp hastalıklarının da erken habercisidir.
Göz kanlanması: Ya çok ağlıyorsunuz ya da gereğinden fazla kan sulandırıcı hap kullanıyorsunuz.
Göz seğirmesi: Stresten veya çok fazla kafein tüketiminden olabilir. Ya da bilgisayar karşısında çok fazla zaman geçiriyorsunuz.
Kulak kızarması: Migren habercisidir.
Kulağın aşırı derecede kirlenmesi: Aşırı derecede yağsız gıdalar tüketiyorsunuz.
Kulak kaşıntısı: Egzama habercisidir. Yada iç kulakta enfeksiyon oluştuğunun göstergesidir.
Koku alma duyusunun kaybedilmesi: Yaşlılıkta normaldir. Ama Çinko eksikliğini gösterir. Ayrıca genç yaşta görülmesi beyin tümörü habercisi olabilir.
Kuru ağız: Çok tuzlu yiyorsunuz veya çok fazla alkol tükettiniz. Bununla birlikte çok fazla tuvalete çıkıyorsanız veya sürekli bir açlık hissediyorsanız diyabet hastası olabilirsiniz..
Ağız tadının yitirilmesi: Yaşlanmada normaldir... Yada A ve B3 vitamini eksilmeniz veya dişlerinizde bir problem var.
Ağızda sürekli ıslaklık: Hamile olabilirsiniz.
Çenenin ses çıkarması: Esnemeyle birlikte yaşanması normaldir. Ancak her zaman oluyorsa kulak içinde iltihap olduğunu gösterir
Çenenin zor açılması, yeme zorluğu: Cilt kanseri veya ağız kanseri habercisi olabilir.
Sürekli esneme hali: Yorgunluktan ve can sıkıntısından kaynaklanır. Fazla anti depresan kullanıyor olabilirsiniz... Ayrıca doku sertleşmesi habercisi olabilir.
Vücudun uyuşması ve titremesi: Sara ve migren habercisidir. Uzuvların uyuşması ise doku sertleşmesi habercisidir.
Midenin guruldaması: Sindirim sistemininizin iyi çalıştığını gösterir. Ama gastrit ve bağırsak gibi hastalıkların da habercisi olabilir.
Aşırı geğirme: Süte karşı alerjiniz olabilir. Mide ve Kolon kanseri habercisi de olabilir.
Mutlu Olma Şansı

Mutlu Olma Şansı
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz Güney
Ben Basra'dan Ömer
Ben Basra'dan Ömer...
Belki haberin yoktur diye yaziyorum Franks;
Önce demokrasi yagdi göklerden
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet...
Ve insan haklari namlularindan
Yüzü maskeli adamlarin
Saniyede bilmem kaç bin adet.
Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladim ayaklarimin koptugunu
Babamin vücudunda
Tam on sekiz adet
Insan haklari saymislar.
Annem zaten yoktu
Ben dogarken
Ilaç yoklugundan ölmüs.
Ambargo falan dediler ya
Anlamadim, çocuk akli iste
Sen daha iyi bilirsin...
Sizde de baris böyle midir Franks?
Insan haklari çocuklari yetim,
ve ayaksiz birakir mi orada da?
Ya demokrasi?
Güpegündüz pazara düser mi?
Ve zenginlik...
Insanlari korkudan uykusuz birakir mi?
Ve kuslar gökyüzünü terkeder mi orada da?
Babamla söyledigim son dua dilimde,
Ayaklarim hastanede,
Ve giymeye kiyamadigim ayakkabilar
Elimde kaldi...
Çocugun var mi Franks?
Al... çocuguna götür onlari
Bir ise yarasin.
Kimbilir baktikça,
Belki beni hatirlarsin
"Bu nasil demokrasi Franks.?
Düstügü yeri yakti
Merhamet hür dünyaya
Bu kadar mi Irak'ti?"
Türklerin Alışkanlıkları!...
> 01...Kagit mendili kumas mendil gibi günlerce burusuk sekilde cebinde
tasir.
>
> 02...Rüzgarli havalarda küller uçmasin diye küllüge su koyar.
> 03...Serçe parmagini kulagina sokup iyice sallayarak karistirir.
> 04...Ancak bir Türk gazete bulmacasini hep baskalarina sora sora
çözebilme
> becerisini gösterip , kendisi çözdü diye sevindirik olabilir.
> 05 ...Sakal trasi olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kagitlar
> yapistirir..
> 06...Evdeki yaslilar da kullanabilsin diye tv kumandasi ,
> telefon gibi aletlerin üzerindeki tuslarin Türkçesini tercüme edip
> yapistirir. (on-aç ; off-kapa ; redial-tekrar ara ; volume-ses vb...)
> 07...Çayi sogumasin diye çay tabaginin içine sicak su
> koyarak sogumasini önler.
> 08...Soba borusu aktiginda yogurt kaplarini telle soba
> borusuna baglar.
> 09...Nezle olunca tuvalet kagidini uzun bir serit yaparak
> kullanir.
> 10..Dis firçasiyla disini firçalamayip da saçini boyamak
> için kullanan birini görürseniz , o saçini seven bakimli bir Türk'tür.
> 11..Konusma yetenegi olan hayvanlara ilk olarak küfür
> etmesini ögretir.
> 12..Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaslarina
> havlu tutturarak giymeye çalisip bir de arkadaslarina "bakmayin lan"
diye
> çikisir.
> 13..Denize girip güneslendikten sonra asiri derecede yanan
> sirtina yogurt sürerek iyilestirebilir.
> 14..Dolmusta veya otobüste bozuk paralari avucunda toplayip
> sikir sikir çevirip ses çikartir. 15..Herhangi bir yere hesap öderken
> arkasina dönüp gizli gizli para sayar.
> 16..Denizde "suyun altinda nefessiz ne kadar
> kalabiliyorum."diye deneme yapip bogulma tehlikesi geçirir.
> 17..Beton döktükten sonra bir sanat eserini bitirmiscesine
> beton kurumadan tarih ve imza eder.
18..Çorabinin kirlenip
kirlenmedigini
> burnuna götürerek kisa süreli koklayarak anlayan kisi temizligine düskün
bir
> Türk'tür.
> 19..Simit yedikten sonra , masaya dökülen susamlari
> parmaginin ucunu islatarak toplayip yutar.
20..Daha birinci telefon zili
> çaldiginda telefonun basina dikilen ama açmak için ikinci kez çalmasini
> bekler.
> 21..Yeni yapilmis bir binanin yeni takilmis camina byaz
> boyayla S harfi yazar.
> 22..Bir dükkana girip , onun bunun fiyatini sorduktan sonra
> "abi araba bes dakka dursun ,ben hemen gelicem " deyip ,2 saat sonra
gelir.
> 23..Okul yilliginda kendisi hakkinda ; okulu kiriyordu,kopya
> uzmaniydi gibi yazilari arkadaslarina gösterip bununla övünür.
> 24..Gazete bayiinin önünde durup da asili olan gazteleri
> ayak üstü okur.
> 25..Cebinden çikardigi paralarin içinde en eskisini özenle
> arayip bulduktan sonra para üstü verir.
> 26..Günlük gazeteyi alip evinin bir kösesinde biriktirir ve
> kus kafesinin altina sermek için , kisin sobayi tutusturmak için ,
bardak
> çanak sarmak için kullanir.
> 27..Trafikte ambulansin pesinen takilarak sikisikliktan
> kurtulup , uyaniklik yaptigini zanneder.
28..Kagit paralarin üzerine not
> alir ve parayi harcadigi için notu kaybeder ve ya elden ele dolasacagini
> bildiginden komik yazilar yazar. ( Paranin ön yüzüne tehlike aninda
arkayi
> çeviriniz yazip aninda çevirince de simdi degil salak tehlike aninda
> yazanlardan bahsediyoruz .)
> 29..Gece asiri nem ve sicak olmasina ragmen , üzerine
> örtmese de yanina yorgan alip yatar.
30..Çocugu yanlislikla elini kestigi
veya düstügü için agladiginda elini kesti veya düstü diye çocugunu
döver.
> 31..Taksi tuttugunda taksicinin yanina oturur .Eger üç dört
> kisi taksi tutuyorsa , taksi parasini veren kisi ön koltuga oturur.
> 32..Kredi kartinin islevsel kismi zarar görmesin diye
> selobant yapistirir .
> 33...Denize yüzmeye gidip de yüzdügü yere afedersiniz iseyen
> birini göremeseniz bile ve sonra da piskin piskin " suyu isitiyorum
oglum
> fena mi? " veya "kocaman deniz ne olacak ki " der.
34..Kaldirimda
yürümeyip
> de cade oratsinda yürür ve yanindan hizla geçen arabaya da " Çarpsaydin
bari
> ! " diye tepki gösterir.
> 35..Bir turiste ares tarif ederken bagira bagira Türkçe
> konusur.
> 36..Bes genci yazin ögle sicaginda , beyaz renkli Sahin
> marka bir otomobilin içinde , atletli olarak sokaklari turladiklarini
> görürseniz bilin ki onlar Türk'tür.
> 37..Alisveris merkezlerindeki güvenlik kameralarinda saç
> tarar.
> 38..Birini çagirmak için kapi zilini çalmak yerine evin
> camina tas atarak amacina ulasmaya çalisir.
> 39..Kürdanla disini karistirip önce çikarip bakar , sonra
> tekrar agzina koyar.
> 40..Ütü fisi , teyp fisi veya televiyon fisi kablosunun
> bakir teli disari çikmis ise çocukalri elektrik çarpmasin diye bakir
teli
> selobantla yapistirir.
> 41..Yemegini yedikten sonra tatli yiyecekse , bulasik
> çikarmamak için çatalini veya kasigini iyice yaladiktan sonra tatlisini
yer.
>
> 42..Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanin
> elindeyse ve o ne izlerse digerleri de onu izlemek zorunda kalir.
> 43..Ceket giyecekse gözükmez diye gömlegini ütülemez ,
> kazaginin altina giyecekse sadece gömlegin yakasini ütüler.
> 44..Çantasinin içinde yeni tanistigi birisine bile
> çekinmeden göstermek üzere en güzel fotograflarini ve aile albümünü
tasiyan
> birisini görürseniz hemen boynuna sarilmayin yoksa çantayi kafaniza
> yiyebilirsiniz , çünkü o kisi bir Türk kizidir.
> 45..Bir türk esnafi , müsterisinden aldigi parayi önce iki
> ucundan tutup iki defa gerginlestirir daha sonra da günese dogru tutup
> bakarak sahte olup olmadigini anlar.
> 46..Fayton , at arabasi ve el tazgahina bisiklet kornasi
> takma fikrinin patenti yüzde yüz bir Türk'e aittir.
> 47...Evin bir odasinin ampülü patladigi zaman yenisini
> almayip da fazla kullanmadigi bir odanin ampülünü onun yerine takar.
> 48..Evinde bulunan saksilarin dibini kültablasi olarak
> kullanir.
> 49..Diselrini gazoz açacagi , findik ve ceviz kiracagi
> olarak kullanir.
> 51.. Isinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden
> bir Türk'ten baskasi olamaz. (Serefsizin oglu ne is yapmis be kardesim,
> helal olsun)
> 52..Aracin sinyal lâmbalari dururken kolunu çikararak
> "dönüyorum" hareketi yapar.
> 53..Yemegin etini en sona birakir.
> 54..Trafik isiklari kirmizidan yesile döndügünde önündeki
> herkesi salak sanarak kornaya basar.
55.. Dingildeyen bir masanin
ayagina
> kagit sikistirma fikri bir Türk'ündür..
> 56..Dislerinin arasindan "viij viij" diye ses çikarir.
> 57..Tv'de film seyrederken filmin oyunculariyla muhatap olan
> (dur oraya gitme öldürecekler seni) Türk sinema severlerdir.
> 58.. Kulagini kalem ya da örgü sisiyle karistirabilir.
> 59.. Arabasina öküz, köpek, horoz sesli korna taktirma
> fikrinin patenti bir Türk'e aittir.
> 60.. Gazete kagidini en iyi sekilde kullanir.(Cam silme
> bezi, külah, mendil, sofra bezi )
> 61.. Ancak bir Türk kadini, denize dikkat çekmemek için
> elbiseleriyle girip, bütün dikkatleri üzerine çekebilir.
> 62..Plastik yogurt kabini saksi yapar.
> 63..Arabasinin arkasina yazi yazar . (Rahmetli de sollardi,
> tek rakibim THY, kroyum ama para bende)
> 64.. Uçakta bulunan tanidiklarina uçak havalandiktan sonra
> görmeyecegini bildigi halde el sallar. 65..Çignedigi sakizi daha sonra
> çignemek üzere kafasindaki tülbende yapistiran bir Türk kadinindan
baskasi
> degildir.
> 66..Tek abdestle bes vakit namaz kilmak için iki büklüm
> kivranir.
> 67..Desenlerini çok begenerek aldigi yeni bir mobilyanin
> üstünü baska bir örtü örterek kullanir.. 68..Çayi, çay tabagina döküp
içer.
> 69..Geçirdigi bir trafik kazasindan sonra kanlar içinde
> çikip, çarpilmis arabasina üzülür. 70..Tüp kaçiriyor mu, kaçirmiyor mu
diye
> kibrit yakip kontrol eder.
> 71..Yemekte eti biçakla degil, çatalin yaniyla kesmeye
> çalisir.
> 72..Kirmizi isikta durdugunuz için size ancak bir Türk
> bagirabilir.
> 73..Otoyolda, otomobilin gaz pedalina tugla koyup,
> yorulmadan kullanma fikri bir Türk'ündür. 74..Cola'yi çalkalayip
fiskirtarak
> asitsiz içmeyi akil edebilir.
> 75..Elektronik hesap makinesini, uzaktan kumandasini naylona
> sarmis, üzerine de ambalaj lastigi geçirmis birini görürseniz Türk'tür
o.
> 76..On yillik bir otomobilin koltuk ambalaj naylonlarini
> çikarmadan kullanma becerisini gösterir.
Büyük icatların kronoloji
mö 3200 civarı..Mezopotamyalı Sümerler yazıyı kullanan ve tekerleğin resmini
çizen ilk halk oldu.
mö 3000 civarı..Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat
etti.
mö 1300..Suriyeliler kendi alfabelerini geliştirdi.
mö 700..Lidya'da (bugünkü Türkiye'de) malların alım satımı için ilk kez
para kullanıldı.
mö 287..Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok değerli mekanik aygıt icat
eden Arkhimedes doğdu
mö 10..Romalı mimar Vitruvius bir vinç tasarladı.
999..Milattan sonra Bir keşiş tarafından mekanik saat icat
edildi
1000 civarı..Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut
kullandı.
1045..Çin'de Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat
etti.
1280..İlk gözlük İtalya'da yapıldı.
1450..Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır
açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması
hızlandı.
1452..Birçok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci
doğdu.
1569..Flaman haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi
geliştirdi.
1592..Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop
yaptı.
1614..İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat
etti.
1642..Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir
toplama makinesi icat etti.
1643..Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı
barometre denilen cihaz icat etti.
1656..Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir
sarkaçlı saat tasarladı.
1665..Robert Hooke'un Küçük Ç'izimler adlı kitabındaki çizimler, yeni
mikroskopların gücünü gösteriyordu.
1668..Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.
1698..Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan
madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.
1733..İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik"
adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye
katladı.
1778..Joseph Braham'ın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi
sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedildi
1783..Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi
yüzdürdü.
1783..Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla
uçurdu.
1787..Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini
gösterdi.
1801..İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu
tamamladı.
1804..Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi
yaptı.
1814..Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan
buharlı matbaayı geliştirdi.
1815..Humphry Davy, madenlerde çalışmayı çok daha güvenli hale getiren
bir madenci lambası icat etti.
1819..Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak
insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.
1821..Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak
hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi"nin üzerinde çalışmaya
başladı.
1826..Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı
çekti.
1829..George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma
yarışmasını kazandı.
1830..İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier
tarafından tasarlandı.
1836..Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar"ın
patentini aldı.
1837..Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi
yüzdürdü.
1837..İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk
elektrikli telgraf makinesini yaptı
1839..Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype
fotoğraf tekniğini icat etti.
1843..Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve
çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846..Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek
için eter kullandı.
1848..İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için
kuruldu.
1849..Çengelli iğne icat edildi.
1857..New York'ta bir dükkan asansörü olan ilk bina
oldu.
1860..Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru
yaptı.
1863..İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye
açıldı
1868..Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk
kullanışlı daktiloyu yaptı.
1872..Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini
çekti.
1876..Alexander Graham
Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.
1877..Amerikalı üretken
mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.
1878..Edison fonografı
icat etti.
1878..Joseph Swan elektrik
ampulünü icat etti.
1879..Ernst von Siemens
elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni
sergiledi.
1881..Emile Berliner,
yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.
1884..Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.
1885..Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.
1885..Avusturyalı kimyacı
Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası
icat etti.
1886..Linotip adlı makine,
gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.
1888..George Eastman,
Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini
banyo etti.
1889..Edison'un yardımcısı
Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler
yaptı.
1890..Daimler motor
şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine
başladı.
1890..Herman Hollerith'in
icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı
işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.
1895..Paris'te Lumiere
Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.
1898..Valdemar Poulson,
modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.
1901..King Camp Gillette,
kullanıldıktan sonra atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini
aldı.
1902..İtalyan Guglielmo
Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.
1903..Amerikalı Wright
Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.
1903..Henry Ford, yeni
araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.
1903..Willem Einthoven,
kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.
1904..John Fleming'in
geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası
oldu.
1908..Adını mucidinin
adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya
başlandı.
1909..General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini
yaptı.
1923..İki İsveçli mucit ilk buzdolabını
tasarladı.
1925..Londra'da trafik lambaları kullanılmaya
başlandı
1926..John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla
iletti.
1926..Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi
fırlattı.
1928..Bir Amerikan icadı
olan seloteyp günlük yaşama girdi
1929..Philip Drinker,
hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat
etti.
1933..İki Alman bilim
adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.
1933..Bir kedinin gözünün
araba farlarını yansıtmasından esinlenen Percy Shaw, sürücülerin dikkatini
yol çizgilerine çeken kedigözünü icat etti.
1935..Alman şirketi AEG,
sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.
1937..Dünyanın en büyük
zeplini Hindenburg'un yanıp 35 yolcunun ölmesinden sonra zeplinle
taşımacılıktan vazgeçildi
1938..Macar mucit Lazlo
Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.
1938..Amerikalı Chester
Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.
1939..İgor Sikorsky adlı
bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.
1942..Wernher von Braun,
AImanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı.
1942..Enrico Fermi,
ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği
bir nükleer reaktör yaptı.
1945..Amerikalı mucit
Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.
1945..ABD, Japonya'nın
Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombası attı.
1946..John Mauchy ve John
Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka
gösterildi.
1947..Edwin Land bir
dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi
icat etti
1948..Amerikalı üç bilim
adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley transistör denilen
bir cihaz icat ederek elektronik devrelerin çok daha küçülmesini sağladı.
Daha sonra, bu icatlarıyla Nobel Odülü aldılar.
1957..Sovyetler Birliği tarafından Dünya'nın çevresinde dönen insan
yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1959..Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka
gösterildi.
1960..Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962..Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de
ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.
1977..Dünya'nın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay
Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.
1982..Philips ve Sony
şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987..İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990..Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez
yapıldı.
Kaynak:Leonardo'dan Edison'a Mucitler, Tübitak Popüler Bilim Kitapları
Birayı kadınlara tercih etmek için 40 neden!
1. Bir birayı içmeden bir ay saklayabilirsin.
2. Bira lekesi yıkayınca çıkar.
3. İçmek istedigin biraya boğazdaki lüks balık lokantasında yemek ısmarlaman gerekmez.
4. Sen futbol oynarken biran arabada sabırla bekler.
5. Biranın son kullanim tarihi geçince çöpe atabilirsin.
6. Bir bira asla geç kalmaz.
7. Başka bir bira aldığında kıskançlık yapmaz.
8. Birandan içmek isteyenler bunu sana açık açık söyler.
9. Elde etmek için kimseyle kavga etmen gerekmez.
10. Bardan çıkarken her seferinde yanında başka bir bira götürebilirsin.
11. Asla "Başım ağrıyor, yorgunum." demez.
12. Birayı içtikten sonra şisesi hala para eder.
13. Eve baska bir bira getirirsen evdeki biran kızmaz.
14. Bütün biralarını aynı odaya koyabilirsin, kavga etmezler.
15. Bir gecede birden fazla bira içtiginde suçluluk hissetmezsin.
16. Bir haftada 100 bira içmek imkansiz degildir.
17. Biranı arkadaşlarınla paylaşabilirsin.
18. İçeceğin biranın kapağını ilk açan her zaman sensindir.
19. Bira her zaman ıslaktır.
20. Bira eşitlik istemez.
21. Toplum içindeyken bira içtiginde dayak yemezsin.
22. Erken öldüğün zaman bira sana kızmaz.
23. Sabahları evden çıkmadan biranı öpmen gerekmez.
24. Biranı değistirdiğinde nafaka ödemezsin.
25. Biranın tadını güzelleştirmek için yıkaman gerekmez.
26. Biradan hastalık bulaşmaz.
27. Bir birayla yaşamak için evlilik cüzdanı gerekmez.
28. Bütün biralar tatmin eder.
29. Bira içtikçe hafifler.
30. Bira seni denemek için "Hamileyim." demez.
31. Biranın güçlü abileri yoktur.
32. Nasıl paketlenirse paketlensin bira her zaman güzeldir.
33. Birayı tatilde istediğin yere götürebilirsin.
34. Bira arabanin bagajında yolculuk etmekten hoşlanır.
35. Gaz kaçırdığın zaman bira sana "iğrençsin !" demez.
36. Biranın senden istedigi tek şey arada bir tuvalete gitmendir.
37. Partiye götürdüğün bira yüzünden utanç duymazsın.
38. Partiden başka bir birayla ayrılman da sorun değildir.
39. Birayı içer içmez sızarsan sana darılmaz.
40. Bir bira kutusuna ateş edebilirsin
Kadınlar Doyumsuz!....
dukkanı (magazası) acılmıstır. Magaza 5 katlıdır ve her kat
cıkıldıkca, erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir.
Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir katın
kapısından iceri giren kadın, o kattan alıs-veris etmek zorundadır ve
ger
bir ust kata cıkmak isterse, tekrar asagı katlara inemez.
Bir gun bir grup kız arkadas, kendilerine erkek secmek icin magazaya
gider.
Ve....
1. KAT'ın kapısında sunlar yazılıdır: Bu kattaki erkeklerin calısacak
bir
isleri var ve cocukları da severler. Kızlar yazılanları okur ve soyle
derler: Eh, hic yoktan iyidir ama bir de ust kata bakalım".
2. KAT'ın kapısında yazılanlar: Buradaki erkeklerin iyi bir isleri
var,
>cocukları severler ve son derece yakısıklıdırlar. Kızlar:
Hmmm, hic fena degil ama acaba bir ust katta ne var ?
3.
KAT : Buradaki erkeklerin cok iyi birer isleri var, cocukları
severler, son derece yakısıklıdırlar ve ev islerine de yardım
ederler. Kızlar:
Aman
Tanrım, cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var.
4. KAT : "Buradaki erkeklerin isleri cok iyi, cocukları cok severler,
gayet yakısıklı olup, ev islerine yardım ederler ve ayrıca son derece
romantiktirler. Kızlar cıglık atmaya baslarlar: "Inanılmaz, bir ust
katta
bizi neyin bekledigini bir dusunun!; Ve bir kat daha cıkarlar... 5.
KAT'ın
kapısında sunlar yazmaktadır: "Bu kat bostur ve sadece,
kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin konmustur.
Cıkıs soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız
116 Dilde seni seviyorum!...
2. Albanisch: Té dua shumé
3. Armenisch: yes kezi seeroom
4. Assamesisch: mou tomak bhal pau
5. Australisch: i love you
6. Azerbaijanisch: men seni sevirem
7. Baskisch: maite zaitut
8. Batakisch: holong rohandku di ho
9. Bayrisch: i mog di
10. Bengalisch: ami tomay bhalobashi
11. Berbervolk: lakh tirikh
12. Bicolisch: namumutan ta ka
13. Bolivisch: qanta munani
14. Bosnisch: Volim te
15. Brasilianisch: eu amo voce
16. Bulgarisch: obicham te
17. Burmesisch: chit pa de
18. Catalanisch: testim molt
19. Cayman Inseln: you conch me out
20. Chinesich:wo ai ni
21. Creolisch: mon kontan ou
22. Dänisch: jeg elsker dig
23. Deutsch: ich liebe dich
24. Ecuadorianisch: canda munani
25. Englisch: i love you
26. Eskimo Volk: nagligivaget
27. Esperanto: mi amas vin
28. Estonisch: mina armastan sind
29. Filipinisch: mahal kita
30. Finnisch: Minä rakastan sinua
31. Flämisch: ik zie u graag
32. Französich: je taime
33. Friesisch: ik hald fan dei
34. Gällisch: tha gradh agam ort
35. Gasisch: misumo bo
36. Ghanessich: me de wo
37. Griechisch: sagapo
38. Grönländisch: asavasik
39. Guamisch: hu guiya hao
40. Gujaratisch: hoon tane prem karun chuun
41. Hausa: ina sonki
42. Hawaiianisch: aloha ia au oe
43. Hindu: my tumko pyar karta hu
44. Hmongisch: kuv hlub koj
45. Hokkienisch: wa ai lu
46. Holländisch: ik hou van jou
47. Hopi Indianer: nuumi unangwata
48. Indonesisch: aku sayang engkau
49. Irisch: taim ingra leat
50. Isländisch: ég elska bis
51. Italienisch: ti amo
52. Japanisch: kimi o ai shiteru
53. Javaensch: kulo tresno
54. Kambodschianisch: bon sro lanh oon
55. Katonesisch: ngo oi lei
56. Kisii: ninguanchete
57. Kiswaheli: nakupenda
58. Klingonisch: qabang
59. Koreanisch: saranghanda
60. Kroatisch: volim te
61. Kurdisch: ez te hazdikhem
62. Loatisch: khoi huk chau
63. Lappertsprache: it liepe tit
64. Latainisch: te amo
65. Liabnesisch: bhebbek
66. Lingala: nalingi yo
67. Luganda: nkwagala nyo
68. Luo: aheri
69. Luxemburgisch: ech hun däch gäer
70. Malagisisch: tiako ianao
71. Malayalamisch: njaan ninne mohikyunnu
72. Matlesisch: inhobbok
73. Madnarinisch: woh ai ni
74. Mazedonisch: te ljubam
75. Mienhisch: yie hum may
76. Mongolisch: bi chamd hairtai
76. Niederländisch: ek het jou lief
77. Norwegisch: jeg elsker deg
78. Oshiwamboisch: ondi ku hole
79. Persisch: tora dost daram/man oschege to hastam
80. Polnisch: kocham che
81. Potugisisch: eu amo-te
82. Pinjabisch: mai tauna pyar karda
83. Rumänisch. te iu besc
84. Russisch: ya vas lyublyun
85. Samoanisch: oute alofa la te oe
86. Schottisch: tha gradh agam ort
87. Schwedisch: jag älskar dig
88. Schwitzerdütsch: ich liäbä dich
89. Serbisch: volim te
90. Shonaisch: ndinokuda
91. Sinhalesisch: mama oyata adarei
92. Sioux Indianer: echihhila
93. Slovakisch: lubim ta
94. Slovenisch: ljubim te
95. Spanisch: te amo
96. Sudanesisch: nan nyanyar do
97. Swaheli: naku penda
98. Syrisch: bhebbek
99. Tagalogisch: mahal kita
100. Tahitianisch: ua here vau ia oe
101. Taiwanesisch: wah ai li
102. Tamilisch: nan unnaik kathalikkinren
103. Teluguisch: neenu ninnu pramistunnanu
104. Thailändisch: chan rak khun
105. Tonganisch: ofa atu
106. Tschechisch: miluji te
107. Tunesisch: ha eh bak
108. Türkisch: Seni Seviyorum
109. Ukrainisch: ja tebe kokhaju
110. Ungarnisch: szeretlek
111. Venetianisch: te vogio bén
112. Walisisch: rwyn dy garu di
113. Wolofisch: dama la nob
114. Yorubaisch: mo niife re
115. Zazi Volk: ezhele hezdege
116. Zuni: Tom hoichema
Hayat
Yeni bir yolculuk daha!.