Bir dilin bütün sözcüklerini
kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak
hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı
payımıza düşen.
Payıma düşen her şeyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı sana
benziyordu. Su olsan; dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din.
Gidilecek bir yer olsan sonun olurdu, sonu olmayan bir "şey"din. Uykuda
görülecek bir rüya olsan uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir
"şey"din. Düşün ki bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü
kalmış onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen. Seni düşündükçe yoruluyorum
desem, dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok. Bugünden yarına ne kalır
bilmem ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi. Bana hep kendimi
hatırlatan bir "şey"sin sen. Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil
yarın gibi bir "şey"sin sen. Gecenin en karanlık yerinde, küçücük bir ışık
bile olsan yine de istiyorum seni. Bugün her ölümle biraz ölürken, seni
düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört
iklim, köşe bucak... Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok. Bir kentin
ortasında tek başına kalsam da çığlık çığlığa bağırarak söylerim seni
sevdiğimi. Bir tek benim sevgimle yaşasa da bu sevda seviyorum seni. Sensiz
dallarımı yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız olurum. Kalabalığın ortasında
bile fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi bir "şey"sin sen o limandaki
tek yolucu da ben
29 Mayıs 2008 Perşembe
Sen!...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hayat
Yeni bir yolculuk daha!.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder