15 Ocak 2009 Perşembe

Memleketimi seviyorum

Memleketimi seviyorum
çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.
hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tutunu gibi.

memleketim:
bedreddin, sinan, yunus emre ve sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendimden bile gizleyerek
sarkık bitikleri altından gülen halkımın eseridir.

memleketim
memleketim ne kadar geniş:
dolaşmakla bitmez tükenmez gibi geliyor insana.
edirne, izmir, ulukışla, makas, trabzon, erzurum.
erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
toroslardan bir kere olsun geçemedim diye
utanıyorum.

memleketim:
develer, tren, fora arabaları ve hasta eşekler,
kavak, söğüt ve kırmızı toprak.

memleketim.
çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz gümüş derisinde kızıltılarla
bolu'nun abana golünde yüzer.

memleketim:
ankara ovasında keçiler:
kumral, ipekli, uzun kürklerin parıldaması.
yağlı, ağır fındığı giresun'un
al yanakları mis gibi kokan amasya elması,
zeytin, incir, kavun ve renk salkım salkım üzümler
ve sonra kara saban
ve sonra kara sığır:
ve sonra: ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinci ile kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yari aç, yari tok
yari esir..."

Nazım Hikmet RAN

5 Ocak 2009 Pazartesi

birgün sende anlayacaksın..

Kalabalıklardan kaçıp,
dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın!
işte o an özleyeceksin, eski sevgilini değil,
pili bitmiş oyuncak ayını..
yanından ayırmadığın saflığını..
sen de birgün anlayacaksın
dizlerini karnına kadar çekip,
çocukluğuna ağlayacaksın..
o küçük kız çocuğu değilsin artık..
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana,
benzemeyecek bazı erkeklerin gözleri..
ve özleyeceksin kendini.
o küçük kız çocuğu değilsin artık..
ama birgün sen de anlayacaksın
kenarları dantelli elbisesiyle,
saçlarını özene bezene
yanlara ördüğün bez bebeğini
nereye koyduğunu, hatırlaman gerektiğini..

ölü yağmur damlaları...

Çok küçüktüm
yaş en fazla on veya on iki
yağmur yağmıştı
pencerenin önünde sanki birine bakar gibi
saatlerce izledim yağmuru...
her damlasını..
sonuna kadar takip etmek isterdim hep yağmur damlalarını
ama tam yere düşecekken
kafamı sağa veya sola çevirirdim
görmek istemezdim
yağmur damlasının son yolculuğundaki darbesini
asfaltlarda ölü yağmur damlalarını topladım..

Hayat

Hayat
Yeni bir yolculuk daha!.